13 Ağustos 2014 Çarşamba

Kırmızı L Koltuk

Kırmızı L koltuk

Bir kırmızı koltuk düşünün,

L koltuk ama köşeye konanlardan,

Kırmızı koltuk L harfine benzeyen köşe koltuk

Oturan çok kişi var onun üzerine,

Ama 4 tanesi sabit, geri kalanlar değişiyor

Üzerinde ne dertleri taşıyor o 4 ü çok iyi biliyor

Öyle bir kırmızı koltuk işte, kan kırmızı

Kırmızı koltuk yeri gelince yatak da oluyor

Uykun gelse de, sabaha karşı sızman gerkirse de, şekerlemek istersen onunla hiç hayır demez o kırmızı koltuk

Çok dert dinlemiştir, çok sevinci paylaşmıştır o kırmızı L koltuk

Bir dillense bizi, bize bizden daha iyi anlatır galiba

Çok sevdi o kırmızı koltuk
Çok ağladı o kırmızı koltuk
Çok güldü o kırmızı L koltuk
Çok dinledi o 4 kişiyi hiç konuşmadan o kan kırmızı L koltuk

İster köşede koltuk olsun ister yatak farketmez

Bizi hep dinleyen ve hiç yorum yapmadan bizi seven o kırmızı koltuk var ya,
Öyle bir kırmızı koltuk işte, kan kırmızı

Biz de seni seviyoruz kan kırmızı L koltuk:) 

21 Mart 2014 Cuma

Son Başkan Babamıza...:)

Sevgili Babacım,

30 Mart 2014 günü itibariyle 10 yıldır başarıyla yürütmekte olduğun Birgi Belediye Başkanlığı görevin müthiş bir onurla son buluyor.

Son başkan olarak tarihdeki yerini alıyorsun, resmiyette son başkan olabilirsin ama memleketin için son 10 yılda zor şartlar altında tüm ekibinle göstermiş olduğun emekle hepimizin gönlündesin.

Dedemiz Musa ŞENER'in de 50 yıl önce aynı görevde olmuş olması bizim için ayrı bir gurur.
Dedemizin hatıralarını belki de hayallerini yaşatmak için memleketine gösterdiğin özveri kimi zaman ailenin bile önüne geçmiş olsa da görevini iyi,kaliteli,herkesin gıpta edeceği bir sonuca ulaşmak için yaptığını biz  hep biliyorduk.

Senin bizimle gurur duyman için elimizden geleni yapıyoruz, sana,ailemize,görevine karşı sorumluluklarımızı hep yerine getirmeye çalıştık. Bizim de seninle ne kadar gururlandığımızı, senin görevini ne kadar özveri ile yaptığını herkese anlatmaktan bir an bile şüphe duymadığımızı bilmeni istedik.

Senin evlatların olmaktan dolayı gurur duyuyoruz.

Sevgilerimizle,

Onur ve Mert





Şener Ailesi...:)



Birgi'den önceki aşkı:)

 Çok ciddi bakar...




 Küçük oğluyla hanımı...:)

Evet gülüyoruz....:)

27 Şubat 2014 Perşembe

Tiyatro kendini kapattı Can işsiz kaldı...

Tiyatro sahnesi tozunu yutana bağımlılık yapar, izlemeye bile gitmemiş insana alerjiden başka bişey yapmaz...
Tiyatro sahnesi öyle bir yerdir ki uzun zaman çalışırsınız didinirsiniz, kusursuz olması için elinizden ne geliyorsa yaparsınız.Aslında en başından meyve ağacı yetiştirmek gibidir.Meyvesini öyle hemen vermez elinize, çok sulamak ister, güneşi görsün ister, onunla birlikte muhabbet etmek, münakaşa etmek, kahkaha atmak, gözyaşı dökmek  ister...

Bir bağlandınız mı vay halinize, hep üretmek istersiniz, hep oynamak istersiniz...

Bir süre sonra da tiyatro hayatınızın bir parçası değil, hayatınız tiyatronun sahnesine taşınır...

Her yaptığınızı oyun zanneder, o oyunu kuralına göre hata yapmadan oynamaya çalışırsınız. Önce kafanızda kurar, her sahnenizi tek tek aklınıza işlersiniz. Sonra da action!!!

Gelelim Can'a...

Can acemidir, henüz hayatını tiyatro sahnesine taşıyamamıştır ama seviyordur Tiyatroyu..O da bir gün mutlaka büyük oyuncu olacaktır.

Can işi gücü bırakır tiyatroya koşar... Her fırsatta onun yanındadır, vaktinin çoğunu ona ayırır, ne derse onu yapar, ne isterse fazlasını verir kendinden...onu mutlu etmelidir kendince, çok çalışır ki hayatının bir parçası olsun ister. Aklından hiç çıkarmaz tiyatroyu, aslında Can Tiyatro aşığıdır. Gece gündüz uykusunda bile oyunlar hakkında düşünür, tiyatro neyi gerektiriyorsa onu yapar.

Dedik ya Can acemi diye, Can fakında olmadan aslında kendi hayatını oynamaya başlamıştır bile.Zannediyor ki biz tiyatro ile bir oyuna hazırlanıyoruz, ikimiz ana karakterleriz, diğer herkes yardımcı karakter...Haklı olduğu tek nokta ana karakter olduğu... Tiyatro onunla oynamaktadır aslında ama o tiyatroyla oynadığını sanır...
Neyse bir süre sonra Can oyuna iyice alışmıştır, bağlanmıştır, onsuz yaşayamayacağını düşünür. Öl dese ölür, Bir GÜLERYÜZ'üne 15 sene kölelik ederim der kendi kendine...Çünkü artık oyunun tekrarları sıklaşmıştır, her gün saatlerce çalışır, durmadan tiyatroyla vakit geçirir olmuştur.

Artık gün sahne almak günü zanneder Can, meyveleri toplama zamanı gelmiştir der, bundan sonra ağacın kökleri daha da sağlamlaşıcak, tüyatroyla bir bütün olucaz diye düşünür...

Ama öyle olmaz, Tiyatro der ki biz bu oyunu sahneleyemeyiz...Can şaşırmıştır, üzülmüştür... Daha iki gün var daha çok çalışır eksikleri gideririz der, Tiyatro istemez...

Cevapsız bir sürü soru ile Can öylece kalakalmıştır...Bu sahne senin için kapandı der Tiyatro... Can önce kabullenmek istemez, olur mu biz birlikte oynamıyor muyduk diye iknaya çalışır ama nafile...

Tiyatro kendini kapattı Can işsiz kaldı...

Tiyatro niyetini açıkça belli etmiştir, Can ile oynamayacaktır daha fazla.. Kendi tiyatronu kendin yaz demek istemektedir...

El mahkum Can, git kendi oyununu yaz ve oyna...artık acemilikten çıktın...